29 Ocak 2017 Pazar

Tarık Tufan ve Kitapları #1 Kekeme Çocuklar Korosu

Düz yazıda şiir yazanlardan biri de Tarık Tufan. O nasıl oluyor öyle demeyin. İllaki denk gelmişsinizdir böylelerine. Yazmak için değil söylemek zorunda oldukları şeyler için yazarlar bu insanlar. 
"Eğer hala nefes alıp verebiliyorsan, hayatta bir şeyleri değiştirebilme şansın var demektir."
Bu tür kitaplar bütüncül değildir parçacıklıdır. Anlayıp anlamamanız da önemli değildir belli bir yerde. Siz yalnızca okusanız yeter. Bir yerlere sesini duyurabilmek onlar için yeterdir.

"En son hangi acı seni uykusuz bıraktı, en son hangi coğrafyaya göz yaşı döktün, en son hangi cümle beynini darmadağın edercesine odanın dubarlarında yankılandı, söylesene? Yüz soruda hayatı öğreten kitaplarla ahkam kesiyorsun ortalıkta. Aptal şarkı sözlerinden aşkı öğrenme hevesindesin. Sen hormonlu çocuklardansın anladın mı? Bilincini dengeli beslemeyi beceremiyorsun."
Kitabımı evde unuttuğum bir gün kütüphaneye çıktım. Sadece 10 dakikada seçtim bu kitabı halbuki kitap kriterlerimin hemen hemen hiçbirine uymuyordu. Sayfa sayısı azdı ve ismi tanıdık gelse de bilindik değildi. Aldım çünkü üzerinde 16 sene önceden kalma bir yazı yazılıydı: "Devrim için hala..." bilmem ne hatırlamıyorum. Cümlenin ne anlama geldiğini aldıktan sonradan fark ettim. Yani anlayacağınız almamın tek nedeni kitabın basıldığı sene imzalatılmış ve okul kütüphanemize terk edilmiş olmasıydı.
2000 yılı 1.Baskısı

Şimdi sizlere kitabın konusunu nasıl anlatacağımı bilemedim. Muhtemelen bu nedenle okuduktan 3 ay sonra yazmaya başlayabiliyorum. Bir de konu anlatımında bir sıkıntım var:
Kitabın 40.sayfasına kadar geçen mekanı ve zamanı tanıyamadım, zaten yazar da tanıtmadı.
Okudum, okudum. Kelimeler beni çekti gitmek istemedim. En iyisi kısa bir alıntı ile başlamak. Haydi Bimillah...

40.safyadaki bir bölümün başı:
-Alo!..
-Gece sizi dinliyor...
-Merhaba.
-Merhaba. Neden gecenin bu vaktinde radyo dinliyorsunuz?
Birinci şahıs ağzı is Başkarakter. Sürekli olan tek karakter. Bir radyo programında çalışıyor. Amacı insanların acılarını dinlemek. Bir yandan da geçmişi hatırlıyor insan analizleri yapıyor. Galiba konuyu en iyi şekilde böyle toparlayabilirim. 

Bir şey daha eklemeliyim: Kitap Ufkumu Açtı.

Siz hiç romanlarının hiçbirinde başkarakterlerine isim vermeyen bir yazarla tanıştınız mı?
Ya da umursuzca içini döken bir kalemle?


Ben o gün tanıştım ve içimdeki ses "bu yazardan daha yeterince yararlanmadın!" dedi.

Ben de Tüyap'tan 6 kitabını daha aldım. 

Satıcı bayan ROMANI ÇIKTI! dedi. Garipsedim. Bu okuduğum da roman değil miydi? dedim. Denemeymiş. Nasıl etkilendiysem artık... 

Roman olunca dayanamadım Tüyap dönüşü onu da okudum. 15 sene sonra çıkardığı romanı farklı kokuyordu. Ne eskisi kadar içten ne eskisi kadar acemi...


Düşündüm de bunu bir başka sefere bıraksak iyi olur. Hem Romanı roman çerçevesinde değerlendirmek gerek değil mi? 

Konusuz bir kitap yorumu yazmak istemiyorum. Sanki bu şekilde yazarsam eksik kalacakmış, kitaba ihanet edecekmişim gibi hissediyorum. İçimden başka bir ses de "yazacağın bu konuyu daha özel bir vakite sakla" diyor ama içimde tutamıyorum.

Öhöm Öhöm
5. Bakının ön sözünde yazılan bir cümle: 
Bu kitap 1990-2000 İslamcılık söyleminin bir tarafında yer tutmuş kuşağın içinde biriktirdiklerinin dışavurumudur. 
Tarık Tufan o dönemde yaşamış kişilere "Benim söylemek istediklerimi yazmışsınız." dedirten bir yazar. İyi bir gözlem şart tabi.

16 yaşındayım. 16. yaşımdayım. 20.yüzyıl bitişini göremedim. 21. yüzyıl çocuklarındanım. Belki de o hormonlu çocuklardanım. Reçetemde dengeli beslenmek yazıyor. Yine de 28 Şubattan bu yana bazı şeyler hiç değişmedi.

Belki başörtünün içinin boşaltıldığını ya da "Siyasete alet edildiğini" düşünüyor olabilirsiniz. Sizi yargılarım. Fakat bir "Fact" 'in hiç değişmediğini belirtmem gerek.

İşte bu:
"Okulda tesettürlü kızlar ile İslamcı camianın genç erkekleri arasında ilginç ilişki biçimleri gelişiyordu. Birbirlerinden ders notu almaktansa, diğer öğrencilerden almayı yeğliyorlardı. Sanki onlar birbirlerine namahrem fakat diğer öğrenciler birbirlerine değilmiş gibi davranıyorlardı. Yüz yüze gelmiyor, konuşmuyor, yardım istemiyor, bir şeyler danışmıyor sanki yokmuş gibi davranıyorlardı. Duygusal olarak yaklaşanlar bunu asla ifade etmemekle birlikte, yan yana durduklarında her ikisi de göz göze gelmemek için her ikisi de yere bakıyor ya da önlerine.
Özellikle Sanki onlar birbirlerine namahrem diğerleri değil'de yarıldım.

Aslında bunun devamı da var. Ama spoiler olabileceğini düşünüp buraya değil de üşenip kitabı okumayacak okurlarım için yazının en altına koydum. 

Bir gerçek alıntım daha var:



 !!SPOİLER!!

Seni Seviyorum!
Çantanda gezdirdiğin islami kitapların üzerini gazete kağıdı ile kaplamanıç Makyaj değmemiş yüzünün çocuksuluğunu. Notlarını koyduğun dosyayı göğsüne bastırıp taşımanı. Hızlı hızlı konuşmanı.
 Seni Seviyorum! 
Erkek arkadaşlarından söz etmeye başlayan arkadaşlarının yanında, utanıp konuyu değiştirmeni, tavsiyelerde bulunmanı ve sonra içten içe ilgi duymanı seviyorum. Sonra da hemen yüzünün kızarmasını seviyorum. 
"Sık sık başörtü düzeltmeni.Kimseye sözünü etmediğin hayallerini, her gece yatmadan tekrar tekrar aklından geçirmeni seviyorum. Senden umulmadık ölçüde hayallerini genişletebilmeni, annene ne düşündüğünü hissettirecek acemi sorular sormanı, yaşlı kadınları usanmadan dinleyebilmeni seviyorum.  
Açıkçası seni sadece okulda gördüm ve hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Tüm bunların olabileceği hissini uyandırdığın için seni seviyorum. Böyle birini sevmeye ihtiyacım olduğu için seni seviyorum.  
Baş başa kaldığımda Mona Rosa’yı bir kıza okuma ihtiyacım için sevdim seni... Karşılaştığım ve konuşabildiğim anda okuyabileceğim daha çok şiir var aklımda ve artık konuşmalıyız. Çünkü şiirler ağırlık yapıyor zihnimde..."
Büyük spoiler!!!!

-Konuşmayı kabul ettiğin için sağol.  
-Ne diyeceksiniz? 
-Şeyy... Biraz yalnız kalabilir miyiz? Arkadaşın biraz izin verirse?..  
-Kusura bakmayın tek başımıza kalmamız caiz değil o da olsun. 
-İyi de okulun içindeyiz tek değiliz zaten. Bir sürü insan var etrafta. 
-Olsun yine de kalsın. Ondan bir şey saklamıyorum nasıl olsa. 
-Peki...şey... Çok güzelsin..
-Böyle şeyler söylemeyin lütfen! 
-Aslında...Seni...Seni seviyorum ben. 
-Ne diyorsunuz bunları duymak istemiyorum ben!  
-Kötü bir şey söylemedim ki. Seviyorum yani evlenmek niyeti işte! 
-Böyle şeyler böyle olmaz. Birilerine iletirsiniz oturup öyle konuşulur. Benim de danışacağım insanlar olur. 
-Kızım sen aptalsın! Sen var ya harbi salaksın! Seni hayatında karşılaşabileceğin en gerçek ve kutsal eyleme, özne yapmaya çalışıyorum ve sen hala farkında değilsin. Neler kaçırıyorsun biliyor musun? 
-Ne biçim konuşuyorsun sen? 
-...(burada baya şey söylüyo) Benim aşkıma özne olma şansını kaybettin.(...) Bunu sen istedin. Hakediyorsun kızım. Biraz cesur ol. Ben iyi bir insanım, senin için olabileceklerin en iyisiyim.
Kaybettin!
Cidden kaybettin. 
Buraları ağzım açık okuduğu doğrudur.
Hadi Allah'a emanet olun!

3 yorum:

  1. Açıkcası çok kitap okuyan biri değilim. Bu okumayı sevmediğimden değil gerek tembellik gerekse aslında olmayan işlerimin yoğunluğundan kaynaklanıyor. Ama okumak istediğim kitapları da bir kenara yazıyorum belki bir gün okuyabilirim diye. Spoilerlara göz ucuyla bakıp geçtim sadece ve bu kitabı da okumam gerekenler listesine koymayı düşündüm,hem sayfa sayısı da azmış. Yazınız ve bana okumayı düşündüğüm bir kitap kazandırdığınız için teşekkür ederim. Siz de Allah'a emanet olun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Demek ki bazı spoiler'lar yararlı olabiliyormuş😁 Açıkçası spoiler bölümü kitapta beni en çok şaşırtan, en çok güldüren yerdi bu nedenle kitapta oradan daha güzel bir yer bulamazsanız lütfen beni suçlamayın😬 İnşallah umduğunuzu bulursunuz🙃 İyi okumalar.

      Sil
    2. Teşekkür ederim. Suçlamak ne demek, hiç olmadı bir kitap okumuş olurum.
      Ben içinde kendime dair bir şeyler bulabileceğimi hissettim. Tekrardan teşekkür ederim.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...